2. ROMA SEFERİ

Kategori: ROMA | 0

     İlkinde ağustos ayının sonlarında bekar olarak ilk ziyaretim yaptığım Roma’ya bu sefer evli ve balayı tatili yapmak üzere çift olarak geldik. Geldik ama her zamanki gibi kolayı tercih ederek gelmedik.

   Sabah 06:05 Atina uçağıyla Atina aktarmalı olarak geldik. Tabii temmuz sıcağında İzmir’de ne kadar rahat uyunursa o kadar rahat uyuduk ve 06:05 uçağı için pasaport kontrolü valiz teslimi vs. işlemleri için 04:00’da havaalanında olmaya karar verdik. Dediğim gibi temmuz sıcağında 2 bilemedin 3 saatlik uykuyla yüzümüz gözümüz şiş suratımızdan uyku aka aka havaalanına vardık

   Tüm kontroller tamam pervaneli uçağımız bizi bekliyor. 50 dakika yarı uyur yarı uyanık Olympic Airlines ile Atina yolculuğumuzu tamamladık.

   Atina havaalanında tam 7 saat aktarmamız var. Evet Roma aktarması için 7 saat; nöbetleşe uyku, biraz atıştırma, havaalanı turu vs. ile Rynair Roma uçuşu için boarding ekranda görüldü. Kapıya gitmek istiyoruz ama gidemiyoruz. Yürü allah yürü 2 terminal arasında yaklaşık 20 dakika abartmıyorum tam 20 dakika iki terminali birleştiren yer altı tünelinden yürüyerek Terminal 2’ye vardık. Burada da hatırı sayılır bir süre bekledikten sonra uçağımıza bindik. 

   Daha önceki Rynair tecrübelirimizden dolayı uçuş için bir sıkıntı yaşamadık. (Rynair tecrübemizin olduğu Rynair İle Uçmak yazımız için buradan)

   Yaklaşık 1 buçuk saatlik yolculuktan sonra Roma Campicino Havaalanı’na indik.

   Havaalanı çıkış kapısının hemen karşısında bulunan şehir merkezi otobüsleri durağından 5 euro’luk biletimizi alıp bindik otobüsümüze..

   Roma’da bulunan iki havaalanından şehir merkezine nasıl ulaşırım diyorsan Roma Ulaşım Rehberi yazımız için tık tık.

   Yaklaşık 15-20 dakikalık yolculukla Roma Termini’ye vardık.

   Daha önce konakladığım Plus Camping Roma’da bu sefer balayı için bungalow evlerinde kalıp hem dinlenip havuz keyfi yapıp hem de şehir gezmeye karar vermiştik. Daha önce Hosteller yazımda bahsettiğim Plus Camping’e Termini’den Metro A hattı ile Cornelia durağına oradan da 247 numaralı otobüs ile Plus Camping’e yaklaşık 45 dakikada varabilirsiniz.

   Sabahtan beri uykusuz uzun aktarmalı yolculuk sonrası bungalowa girdiğimizde o gezgin o enerjik ruhumuzu yolda bir yerlerde bırakmıştık. Duş ve hafif şekerlemeden sonra akşamı campingin restorantında geçirmeye karar verdik.

   Roma’yı 2. sefer keşfetmeyi ise ertesi güne bıraktık.

      ROMA’DA 2.GÜN

   Sabah Roma’yı arşınlamayı Piazza Del Popolo’dan başladık.

   Melekler ve Şeytanlar kitabı ve filminden sonra meydandaki Santa Maria del Popolo Kilisesi’ne daha bir keyifle ve dikkatle baktık. Karşısında bulunan Leonardo Da Vinci Müzesi ise pek ilgimizi çekmedi çünkü Floransa doğumlu ustanın aynı şehirde de müzesi bulunmakta ve kendisinin daha çok eseri orada sergilenmekte.

   Piazza Del Popolo’dan Via Corsa caddesini kullanarak bir sonraki durağımız olan Piazza De Espania’ya doğru yürüyüşe geçtik.

   İspanyol Merdivenleri’nin olduğu bu meydanda hemen merdivenlerin karşısında bulunan Via Della Croce sokağına daldık. Günde sadece 2 tip makarna çıkartıp bunuda öğlen 12 ila 14 saatleri arasında tüketen küçücük makarnacı Pastificio’ya daldık. 

   Öğlen atıştırmamız olan makarnalırımızı alıp merdivenlere yayıldık. Daha önce geldiğimde tadilatta olan merdivenlerin tepesinde bulunan ve bu merdivenlerin yapılmasına sebep olan kiliseyi bu sefer gezebildim.

   Kilise gezimizi bitirdikten sonra merdivenlerden değil Roma Sokakları’ndan aşağıya yürüyerek inip bir öncekinde yine tadilatta olan Aşıklar Çeşmesi’ne ( Fontana Di Trevi) doğru devam ettik ve o ihtişamlı halini bu sefer tam anlamıyla gördüm. Heykel işçiliği, motifler, suyun yansıması ve güzelliği inanılmazdı.

   Aşıklar Çeşmesi’nden hemen Piazza Venezia’ya oradan da Collesum’a doğru yürüyüş başladı. Roma Forum’un manzarasıyla mola vere vere, sokak sanatçılarını kah dinleyerek kah izleyerek, arada birer espresso yuvarlayarak Collesum’a vardık.

   Collesum’a vardığımızda bütün gün yürümekten pilimiz yine bitmişti ve otele dönüş vaktimiz gelmişti. Otele döndüğümüzde ise camping tam karşısında bulunan süpermarketten içeceklerimizi alıp, huzurlu sessiz bir dinlenme için bungalowumuzun önüne geldik. Hareketlilik istiyorsanız campingin girişinde bulunan gece kulübü 1’e 2’ye kadar açık. Gece hayatı pek hareketli olmayan Roma için burası gayet ideal bir seçenek.

      ROMA’DA 3.GÜN

   Roma’da metroyla gezmemeye karar vermiştik. Nedeni basitti o kadar mimari güzelli o güzel sokakları göre göre gezmek. Otel dönüşümüzün her seferinde de Vatikan’ın surlarını görüyorduk.

   Bu sebeple üçüncü günün ilk durağı Vatikan’dı. Vatikan yolu üzerinde bulunan Roma’nın en uygun fiyatlı hediyeliklerinin satıldığı Via Ottaviano Caddesi’nden hediyeliklerimizi alıp Vatikan Vatikan’a vardık. (Roma’da uygun alışveriş trickleri için Roma Yeme İçme Yazımızı buradan okuyabilirsiniz.)

    Vatikan’a vardık ama bilet kuyruğunun uzunluğu anlatmakla bitmez zaten şehir efsanesi olmuş durumda. Siz siz olun müzeye girecekseniz internetten biletinizi alın kuyruğa kendinizi sokup işkence etmeyin. Ha etrafta bilet satan tur şirketleri mevcut ama bunlar hem komisyon hem de rehberlik ücreti alarak çok daha pahalıya satıyorlar.

   Biz yorgunluğumuzdan dolayı müze gezimizi bir sonraki sefere bıraktık. Michelangelo’nun “Adem’in Yaratılışı” bir dahaki sefere görüşmek üzere. Saint Petrus Bazilikası’nı ve Piazza Sen Pietro’yu gezerek. Vatikan gezimizi tamamladık.

    Castel Sant’Angelo kalesini ise tadilat sebebiyle gezemedik ve rotamızı Piazza Del Novano’ya doğru çevirdik. Ara sokaklarda butik espresso yapan kahveci bulmak için ara sokaklara daldık. Roma sokaklarında butik espresso kahvehanesi bulamayan da Roma gezdim demsin bi zahmet. 

    Espressomuzu Casa & Botoga’da yudumlayıp Roma sokaklarının fotoğraflarını çeke çeke Piazza Del Novano’ya vardık. Yaz sıcağında Piazza Del Novano’nun köşesindeki Roma’nın en iyi dondurmacılarından GROM serinlemek için seni çağırıyor. Bu çağrıya cevap vermemek olmaz ve girip Medium kapta meşhur Limon Sorbe’sini yiyoruz. Tadı hala daha damağımda ve olsa da yesek dedirtiyor.

   Piazza Del Novano’nun o sanatsal havasından çıkıp Pantheon’a doğru ilerliyoruz. Pagan inancının ilk tapınaklarından biri muhteşemliğiyle orada karşılıyor bizi. Ufak bir gezi ve güneş saatinin mimariyle birleşiminden etkilenmiş şekilde Pantheon’dan çıkıyoruz.

    Saat öğleden sonrası ve daha güneşi batırmaya var. İşte bizim için bu zaman yerel alışveriş zamanı. Roma’nın yerel alışveriş rehberi için Roma Yeme İçme Alışveriş yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

      ROMA’DA 4. GÜN

   Artık Roma’dan ayrılma vaktimiz gelmişti. İstikamet Rönesans’ın kaynağı, aşık olduğum şehir Floransa’ydı. Floransa treni için vaktimiz vardı ve bu vakti Romalıların ucube olarak değerlendirdiği her yerden gözünüze gözünüze giren Piazza Venezia’da değerlendirdik.

    İtalya tarihi ile ilgili bilgileri görüp çğrenmek, 7 tepeden oluşan Roma’nın 7 tepesini de tek seferde görmek için Piazza Venezia’ya tırmandık.

    Tren yolculuğumuz için Roma’nın ikinci büyük tren istasyonu Tiburtina İstasyonu’na geldik. Termini’den tren yolculuğu yapmaya güvenlik sebebiyle çekininler için burasının daha güvenli olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Tiburtina İstasyonu Roma için otobüs yolculuğu yapacaklar için başlangıç/bitiş noktası Tibus Bus-Stop’a 200 metre mesafede bulunuyor.

    Roma için dolu dolu 3 gece 4 günlük gezimiz böyle son bulmuştu. Herşeyi tek seferde bitirmeyerek 3.sefer için Vatikan Müzesini, Castel Sant!Angelo’yu, Plazzo Berberini’yi, Villa Borghese’yi ve daha nicesini geride bırakmıştık.

    Roma’dan akılda kalanlar ise;

  • Ulaşım hala ücrestsiz, metroları değil otobüsleri kullanın.
  • Temmuz ve Ağustos aylarında gitmeyin. Hme sıcak bir taraftan hem de her taraftan çekirge sürüsü gibi hareket eden çekik gözlüler sizi rahat bırakmayabilirler.
  • Roma filmlerini izleyip, Roma’yla ilgili kitapları okuyup(tarihi kitap ne okuyacağım ben derseniz Melekler ve Şeytanlar gibi aksiyon kitapları da iş görür bizce) notlarınız alarak gidin. Roma’nın ve Roma sokaklarının keyfini çıkartın.
  • Espresso Barları, butik kahvehaneleri bulun. 1 euroya take a way espresso içip güne başlayın.
  • Pompi’den tiramisu, Pastaficio Guerra’da taze günlük yapılan günün makarnalarını, Grom’dan limon sorbeli dondurmayı tatmadan Roma’dan ayrılmayın.
  • Müzelere on-line bilet alıp sıra bekleyip hem gününüzü öldürmeyin hem de yorgun düşmeyin.
  • Ve Termini’den uzak durun.

Yorumlar

Yorumlar

Takip Et GeziciBlog:

Son yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir