Yaylalar Yaylalar! Bizim Gezginler Yine Keşifte Dilo Dilo Yaylalar!

     Yaklaşık 2 hafta öncesinden planlar yapıldı Batum biletlerine bakıldı ve çok pahalı bulundu(git-gel yaklaşık 650 TL kişi başı). Ardından Hopa biletlerine bakıldı yarısı kadardı (yaklaşık 370TL gidiş-dönüş kişi başı) ve en sonunda Trabzon‘dan kişi başı gidiş dönüş 200TL civarı bilet bulundu ve alındı.

   Sabah 6.10 uçuşu ile cumartesi gidiş, pazartesi ise akşam 22.20 uçağıyla dönüş. Saatler mükemmel ve bize gezmek için tam tamına 3 gün kalıyordu.

    Planlar yapıldı. Trabzon‘da inip “Karadeniz Kahvaltısı” yapılacak ve otobüsle Batum‘a geçilecek. Plan yolunda işliyordu. Sabah saat 5 civarı Sabiha Gökçen Havalimanı‘nda kontuara valizimizi teslim ettik ve saatinde uçağa bindik.

    Trabzon Havaalanı‘nın denize paralel oluşunu hep merak etmişimdir ve yaklaşık 1 buçuk saatlik yolculuk sonrası sanki denize iner gibi süzülerek Trabzon Havaalanı‘na indik. Havaalanı klasik Anadolu havalimanlarından yani körüksüz. Uçaktan indiğinizde yürüyerek terminale giriyorsunuz.

    Ama tabii her zamanki gibi yurdum insanı “bi de böyle çek, uçak çıkıyo mu uçak?” gibi naralarla apronda fotoğraf çekiliyorlar. E onlar çekilirde biz dururmuyuz 🙂

   Valizimizi aldıktan sonra çıkış kapısında bekleyen Havaş‘a doğru merkeze gitmek ve kahvaltı yapmak için yöneldik fakat oyalanmamızdan dolayı Havaş‘ı kaçırdık bir sonraki 45 dakika sonraymış.

   Hemen orada çalışanlara danıştık ve merkeze sadece 6km. uzakta olan havaalanının hemen önünde bulunan Karadeniz Sahil Yolu‘ndan merkeze dolmuşların gittiğini öğrendik ve kişi başı 2TL‘ye merkeze ulaştık ki Havaş 5TL‘idi.

   Merkezden tekrar diğer dolmuşa gitmek için Atatürk Alanı‘ndan geçtik.

   Atatürk Alanı‘nda Atatürk Heykeli‘nin tam karşısında köşede gözümüze Tourist Information bürosu çarptı ve gerekli bilgileri alarak diğer dolmuşa bindik.

   O’na da aynı ücreti ödeyerek Aysofya Camii Çay Bahçesi‘ne ittik.

   Daha önce internet üzerinden yaptığımız araştırmada buranın Kuymak‘ının güzel olduğu bilgisini aldık. Evet güzeldi fakat mükemmel değildi. Ayrıyetten kahvaltı çok ama çok zayıftı. Şöyle izah edeyim “Karadeniz Kahvaltısı”nda aç bitir salam vardı.

   Ayasofya Camii‘ne gelirsek; eski bir kilise olan Ayasofya Kilisesi‘ni camiye çevirmişler. Bahçesi ve manzarası mükemmel. İçi ibadete hala açık ve kilise bölümünde ufak yerler geziliyor. Bu turistik yere giriş ise ücretsiz.

   Burada kahvaltımızı yaptıktan sonra otogar‘a doğru yöneldik ve Batum‘a doğru yolculuğumuza başladık. Otogar‘a geldiğinizde aklınızda bulunsun her yarım saatte bir Sarp Sınır Kapısı‘na kadar Prenskale ve Ali Ulusoy firmalarının otobüsleri 30TL karşılığında ulaşım sağlıyor.

   Trabzon‘dan Sarp Sınır Kapısı‘na kadar Karadeniz Sahil Yolu‘nda sağınızda deniz solunuzda yemyeşil doğa manzarasıyla yol yaklaşık 3 saat 15 dakika sürüyor. Kendi arabanızla 2 saate yakın zamanda varırsınız çünkü, otobüs her ilçeye giriyor ve yolda yolcu toplaya toplaya gidiyor. Bu sebeple yol 3 saat 15 dakika sürüyor.

   Sarp Sınır Kapısı‘nda çok ama çok sıra var. Herkes kumara, ucuz içki sigaraya ve gece hayatına gidiyor. Girişte hemen solda yer alan gişeden 15TL karşılığında yurt dışı çıkış pulu alıyorsunuz. Eğer kimlikle girecekseniz; yurt dışı çıkış pulu ile birlikte verilen formu dolduruyorsunuz. Fakat pasaportla çıkıyorsanız gerek yok.

   Sınır kapısının genişletilmesi için inşaat çalışmaları vardı ve her yer çamurdu. Gümrük koridoru dar ve çok havasız. Eğer sıra bekleyecekseniz buna hazır olun. Biz yaklaşık 35 dakika bekledik.

   Gümrük polisinin personel iznini kabul etmemesi yüzünden sınırdan geçemedik. O kadar vize ve o kadar yurt dışı çıkışını kabul etmediler. Hatta sırada kimliği yırtık olanı, pvc’si düzgün olmayanı bile geri yolladılar. Siz siz olun herşeyiniz tam olmadan gitmeyin. Sırada bekleyen kalabalık yüzünden insanları hemen geri gönderiyorlar.

   O moral bozukluğu ve planların bozulmasıyla sınırda kala kaldık. Sınır kapısının yanında bulunan deniz kenarındaki çay bahçesinde çay ve kahvemizi yudumlayıp yeni bir plan yapmalıydık.

   Ve sonunda Trabzon‘a dönüp araba kiralayıp Karadeniz Turu yapmaya karar verdik. Karar verdik ama “Nereye gideceğiz?, Ne yapacağız?” hiçbir fikrimiz yok!

   İşte burada karadeniz insanının yardımsever ve sıcakkanlılığı devreye giriyor. Otobüs şoförünün daha önce tur şoförlüğü yaptığını belirterek tavsiyeleri üzerine rotamızı aşağı yukarı belirledik.

   Üstüne bir de “Hocam hiç üzülmeyin. Oraya gidip gayr-meşru harici mutlu döneni görmedim. Özellikle altını çiziyorum bak gayr-ı meşru diyorum sen anla!” 😀 😀 lafıyla anlayacağımızı anladık sağolsun.

   Yolda Budget‘tan arabamızın kiralama rezarvasyonun halledip tekrar 3 saat 15 dakika yol yaparak Trabzon Havaalanı‘na geldik. Yol ve sabah erken kalkmanın da verdiği yorgunlukla geceyi Trabzon‘da geçirmeye karar verdik. Ben araba kiralama işleri ile ilgilenirken “Küçük Dünya Gezgini”miz Esra‘da hotel işini ayarlıyordu.

   Arabamız tamamdı 2 gün için Ford Focus‘u mini hasar sigortasıyla beraber 276TL‘ye kiraladık. Havalimanı çıkış kapısından sağa dönerek ilerleyip yolla birlikte sağa kıvrıldığınızda Kiralık Araç Otoparkı önünüze çıkmakta.

   Kiralık Araç Otoparkı‘nda son işlemlerimizi de hallettikten sonra hotele doğru yola çıktık. Hotel hemen havaalanının karşısındaydı ve ücretsiz otoparkı vardı.

   Hotels.com üzerinden 135 tl’ye ayarladığımız Home Sweet Hotel’e rezarvasyon için kimliklerimizi verdiğimizde “evlilik cüzdanı?” sorusuyla karşılaştık ve nişanlı bir çift olmamıza rağmen evlilik cüzdanı olmadan alamayacaklarını söylediler.

   “Haydaaa! Anadolu’ya Hoşgeldik” dedik. E hotels.com parayı çekti para iadesi yapın. Yok firmayı arayın. Yaklaşık 25 dakika çağrı merkezi konuşmasından sonra paramızı iade ettiler ve başka hotel bulmak üzere yola koyulduk. Anlaşılan bugün kabul günümüzdü.

   Akşam yemeği yememenin verdiği yorgunlukla kendimizi Forum Trabzon‘a attık ve o saatte tek açık yer olan Benzin‘e oturduk. Trabzon Gece Hayatı buradaymış meğer. Partiler, konserler vs. Bizse yol hali eşofmanlarla oturup yemek yedik ve otelimizi ayarlayıp kalktık.

   Oteli ayarlamadan önce telefon açıp aynı durumla karşılaşmamak için sorduk. Ve siz siz olun bunu mutlaka yapın! İnternet fiyatındaki komisyonu düşüp size daha uyguna oda ayarlıyorlar. Test edildi onaylandı. 😉

   Merkezde bulunan Süzer Hotel‘de bu yöntemle iki kişi oda kahvaltı 140 TL‘ye kaldık. O kadar yorgunduk ki yastığa başımızı koyduğumuz gibi sabaha bizi ne maceralar beklediğini bilmeden uykuya daldık.

   Anlaşılan bu yazı yaz yaz bitmeyecek ve ben bu geziyi size 2 belki 3 bölüm halinde anlatacağım. O yüzden ilk günün maceraları bu kadar. Bakalım kahramanlarımızı ilerleyen günlerde ne gibi sürprizler bekliyordu?

 

 

Yorumlar

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir